WhatsApp

Değişen Oyun Gelişen Beyin

Değişen Oyun Gelişen Beyin

Oyun çocuğun günlük rutininde yer alan, zaman zaman bir öğrenme aracı, zaman zaman da eğlenmek için en kestirme yoldur. Bebeklerin dünyaya gözlerini açtıktan ilk andan sonra bile içinde bulundukları bu sürecin çocuğun hayatında bu denli yer almasının altında çok önemli bir sebep yatar, gelişim. Oyun aslında erken çocukluk dönemindeki okul öncesi eğitimi gibi çocuk için eşsiz gelişim fırsatları taşıyan bir amaç ve araçtır. Hadi gelin öncelikle oyuna farklı bir bakış açısı geliştirelim.

Oyun denildiği zaman akla ilk gelmesi olası şeyler oyuncak ve oyun arkadaşı olabilir fakat oyun denildiğinde daha bu iki sözcük yer almadan oyun bebeğin hayatında yer almaya başlar. Ellerini çırparak, nesnelere dokunarak, onları ağzına götürerek ya da sallayıp atarak çocuk oyuna ilk adımlarını atmıştır. Bu oyun süreci çocuğun doğduğu an duyu organlarının yeteri kadar gelişmesiyle ortaya çıkmaya başlar. Çevresini bu duyusal oyunlarla tanımaya çalışan çocuk çevresine yönelik birçok bilişsel şema üretir ve bu şemalar bilişsel gelişimin temel ögeleri olmaya başlar. 

Bu dönemde duyusal olarak deneyimleyebileceği oyuncaklar çocuğun gelişimini desteklemek için önem taşımaya başlar. Ses çıkaran, farklı dokularda ve renklerde oyuncaklar büyük önem kazanır. Alıştırma oyunları olarak da adlandırabileceğimiz bu dönemde iki yaşına kadar çocuğun tehlikelerden uzak özgürce keşfederek oynayabilmesi önem taşır. Araştırmacılar çocukların oyuncakları oynarken onları keşfetme davranışıyla zekanın standart bir göstergesi olan IQ arasında bir ilişkinin varlığını tespit etmişlerdir. 2018 yılında yapılan bu araştırmada alıştırma oyunlarının uzun vadede bilişsel gelişim ile ilişkisini ele almış, oyuncakları keşfetmenin IQ ile arasında bir ilişki olduğunu keşfetmişlerdir. Bu dönemde oyuncaklarla daha fazla etkileşime girip daha çok keşfeden çocukların uzun vadede daha yüksek zekâ puanlarına sahip oldukları ortaya çıkmıştır. 

Aynı zamanda lego, renkli bloklar gibi basit oyun materyalleriyle etkileşime giren çocuklar bilişsel olarak aktif bir performans göstermektedirler. Dışarıdan takma, çıkarma, üst üste dizme gibi basit eylemler gibi gözükse de temelinde bu oyunlar da bilişsel gelişimi destekleyici potansiyellere sahiptir. Yapılan bir başka araştırmada ise çocukların lego oyunu oynarken inşa etmeyi, sayma becerilerini ve şekil boyutlarını karşılaştırmayı keşfedip öğrendikleri, dolayısıyla lego oyunlarında deneyimli olan çocukların akıl yürütme becerilerinde, matematik ve fende daha başarılı olduklarını saptamışlardır.

Oyun bilişsel gelişimi desteklerken bilişsel olarak çocuğun gelişimiyle de değişime uğrar. Bu karşılıklı ilişkide oyun artık alıştırma oyunlarından daha çok nesneleri, kişileri ya da durumları farklı şekillerde kullanmasıyla sembolik oyunlara dönüşmektedi. Bir nesneyi, kişiyi ya da durumu farklı bir durummuş gibi kullanmak bile başlı başına bilişsel birçok strateji ve beceri gerektirir. Yani çocuk basit bir evcilik oyununda bile bilişsel olarak üst düzey bir performans halindedir. Sembolik oyunlar yani taklit oyunları, nesneleri ve eylemleri sembolik olarak yeni bir şeye dönüştürme yeteneğini gerektirir; birlikte oyun kuran çocuklar fikir alışverişi, ortak planlam, problem çözme gibi oyun sırasında sergilenen birçok bilişsel strateji kullanırlar. Genel olarak baktığımızda bilişsel stratejilerini aktif olarak kullanan çocuk gitgide bu becerilerde daha da ustalaşmaktadır. 

Sembolik oyunların bilişsel olarak çocuklara farklı şekillerde düşünmeye ittiği düşünülebilir. Örneğin çocuk bir bardağı bir uzay istasyonu gibi görür ve elindeki kalemi bir uzay yolu olarak kullanabilir, peki öyleyse sembolik oyunların farklı düşünme biçimlerini etkileme olasılığı nedir? Yapılan bir diğer araştırmada araştırmacılar ıraksak düşünme olarak adı geçen, özünde mevcut bilgilerden ve alternatiflerden çok daha farklı düşünebilmeyi işaret eden bir düşünme biçiminin sembolik oyunlarla olan ilişkisini ele almışlar, bu araştırma da daha çok sembolik oyunlara katılan çocukların ıraksak düşünme becerilerinde daha iyi performans gerçekleştirdiği görülmüş. Öyleyse serbest oyun zamanlarının aslında sadece eğlenmeye yaramadığını düşünebiliriz.

Sembolik oyunlar çocuğun hayatında yer etmeye devam ederken çocuğun bilişsel olarak da gelişmesiyle kurallı oyunlar da yavaş yavaş çocuğun hayatında yer edinmeye başlar. Ortalama yedi sekiz yaşlarında görülmeye başlanan bu oyunlar çocukların oyun süreçlerini belli kurallar çerçevesinde ilerlettikleri oyun süreçleridir. Çocuklar bu oyunları oynarken tıpkı bir matematik oyunu içerisinde gibi olurlar, kendiliğinden akan süreçte bu kuralları uygulayarak bilişsel becerilerini aktif olarak kullanırlar. 2016 yılında yaşları 8 ile 15 arasında değişen 300 çocuğun oyun oynamaya ayırdıkları süre ile bilişsel gelişim profilleri arasında bir fark olup olmadığını araştırmak için bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ezberleme yetenekleri, keşif yetenekleri, anlama yetenekleri ve problem çözme yetenekleri arasında oyun sürelerine göre farklılık ortaya çıkmıştır. Bu, bir günde oynamak için daha fazla zaman veren öğrencilerin, bilişsel gelişim becerilerinin oyun süresi nedeniyle hızla arttığı ve somut işlemler aşamasında başarı seviyelerinin de yüksek olduğu anlamına gelmektedir. Daha mantıklı düşündükleri ve problemleri diğerlerinden daha iyi çözdükleri sonucu elde edilmiştir. 

Öyleyse oyun dediğimiz şey sadece bir eğlence değil aynı zamanda eşsiz gelişimsel destek araçları değil midir? Peki siz çocuğunuzun günlük rutinlerinde oyuna ne kadar yer veriyorsunuz? 

Nihan Yüksel 

Atıfta Bulunulan Araştırmalar:

1. Meuntener, P., Elise, H., & Laura, S. (2018). The Efficiency of Infants’ Exploratory Play Is 

Related to Longer-Term Cognitive Development. Frontier Psychology, 1-18.

2. Türkoğlu, B., & Uslu, M. (2016). OYUN TEMELLİ BİLİŞSEL GELİŞİM PROGRAMININ

60-72 AYLIK ÇOCUKLARIN BİLİŞSEL GELİŞİMİNE ETKİSİ. INES 3(6), 50-68.

3. Russ, S., & Schafer, E. (1999). Affect in Fantasy Play, Emotion in Memories, and Divergent 

Thinking. . reativity Research Journal, 347-354.

4. Ahmad, S., Ch, A. H., Batool, A., Sittar, K., & Malik, M. (2016). Play and Cognitive Development: Formal Operational Perspective of Piaget’s Theory. Journal of Education and Practice, 7(28), 72-79. 

 

 

14 Eylül 2021

Diğer Yazılar