WhatsApp

Çocuğumu istismar ediyor muyum?

Çocuğumu istismar ediyor muyum?

Son zamanlarda çoğu yerde gördüğümüz, okuduğumuz, duyduğumuz bir kelime var: İstismar… 

Keşke hiç duymasak, okumasak, görmesek bu kelimeyi; ama iyiye gidebilecekken bu kadar kötüye giden bir toplum haline geldiğimizdendir belki, bu kelime son yıllarda neredeyse ayda en az iki kere sosyal medyada, televizyonlarda bir şekilde karşımıza çıkıyor. Pekinedir bu istismar? Dünya Sağlık Örgütü bunu: “Çocuk istismarı veya çocuğa karşı kötü muamele, çocuğun sağlığını, hayatta kalımını, gelişimini, itibarını (sorumluluk, güven, güç) olumsuz etkileyen veya olumsuz etkileme potansiyeli bulunan her türlü fiziksel ve/veya duygusal kötü davranış, cinsel istismar, ihmal veya ihmalkar davranışlar, ticari veya başka türlü sömürülmeyi içerir.” olarak tanımlamaktadır

Peki bu kelimenin son zamanlarda ülkemizde neden bu kadar sık kullanılmaya başladığını kendimize şu soruları sorarak başlayalım.

  • Çocuklarımızı nasıl büyütüyoruz farkında mıyız? 
  • Acaba onları fark etmeden istismar ediyor muyuz? 
  • Onların benlik saygılarını düşünmeden herkesin önünde aşağılayıp, azarlayıp çocuğumuzu duygusal istismara maruz bırakıyor muyuz?
  • Özgüvenlerini kıracak şekilde dalga geçiyor muyuz? 
  • Duygularını, ne düşündüklerini önemsemeden, onu bir birey olarak görmeden, “Sen daha çocuksun!”, “Büyüklerin işine karışma!” diyerek onu görmezden geliyor muyuz? 
  • Mesela “Kocaman çocuk oldun niye ağlıyorsun?” diye onun ne hissettiğini anlamadan eleştiriyor muyuz? 
  • Dayak cennetten çıkmadır, kızını dövmeyen dizini döver gibi basmakalıp cümleleri benimseyerek toplumca meşrulaştırılan dayağı biz de meşrulaştırıyor muyuz?
  • Ona vurarak onu cezalandırıyor muyuz?
  • “O erkek çocuğu yapar, erkek yaparsa elinin kiridir, kız yaparsa namustur”  gibi cümleleri hayatımızın merkezine koyuyor muyuz? 
  • Tüm bunları sıraladıktan sonra neleri yapıyoruz, neleri yapmıyoruz kafamızda bir listeleyelim. Hepsini yapmasak da en azından birkaçını yapıyoruz değil mi?

Peki neden yapıyoruz bütün bunları? Hem çok iyi bir çocuk yetiştirmek istiyoruz hem de çocuğumuzu iyi yetiştirmeye direnmek adına yüzlerce şey yapıyoruz. Biraz da  bu çocukların çok değil birkaç yıl sonrasına bakalım mı, ne dersiniz? Çocuklarımız büyüdü, bizim yetiştirdiğimiz çocuklarımız! Nasıl bireyler oldular sizce, biraz tahmin yürütelim mi? Karşısındakinin düşüncelerine önem vermeyen, saygı göstermeyen, sevgisiz, başkalarına saldırgan davranışlarda bulunan, empati duygusundan yoksun, öfkeli,depresif ve mutsuz, hırçın, özgüvensiz, çekingen, içine kapanık… 

Çocuklarımız böyle bireyler olduğunda biz aileler tam da şunu diyoruz: “Nasıl böyle biri oldun, anlamadım ki kime çektin!”  Heh şimdi bakalım niye böyle oldu bu çocuk!

Karşısındakinin düşüncelerine önem vermiyor; çünkü anne-babası onu hiçbir zaman dinlemedi. 

Saygı göstermiyor; çünkü anne-babası hiçbir zaman birey yerine koyup ona saygı göstermedi.

Sevgisiz ve saldırgan; çünkü evde dayak yedi. Empati duygusundan yoksun; çünkü korktuğu, üzüldüğü zaman ona hep “Kocaman oldun, abla oldun, abi oldun” dendi ve hiçbir zaman duyguları önemsenmedi.

Öfkeli; çünkü anne-baba arasındaki kavgalarda çocuk hep anne ya da babaya karşı dolduruldu, çocuğun karşısına geçilip kavga edildi, kardeşler arasında kıskançlık ortamı oluşturuldu.

Depresif ve mutsuz; çünkü ona sadece yalandan birkaç sevgi sözcüğü söylendi ve oyuncaklar alındı. 

Özgüvensiz; çünkü hiçbir zaman başarılı olduğu yönleri takdir edilmedi ki! 

İçine kapanık; çünkü sürekli başkalarının yanında bağırıldı, aşağılandı, utandırıldı.

Hırçın; çünkü hiçbir zaman anne ve babasının beklentilerini karşılayamadığını düşündü; çünkü ondan anne babasının istediği gibi biri olması beklenmişti.

Peki şimdi çocuklarımızı duygusal ve fiziksel yönden istismar ettiğimizi hatta onları ihmal ettiğimizin farkında mıyız?

Unutmayın, sizler birer aynasınız ve çocuklar aynanın karşısına geçip taklit etmeye bayılır. 

Nasıl olmalarını istiyorsak, öyle davranalım. Onları sevelim ama gerçekten sevelim. Oyuncak alıp, yapmacık bir “seni seviyorum” diyerek değil. Onların ne hissettiklerini anlayarak,olumlu yönlerini şımarmasınlar düşüncesiyle sadece başkalarına anlatmakla kalmayıp, yüzlerine karşı doğrudan söyleyerek, başarılı oldukları yönlerini fark etmelerini sağlayarak, onları insan yerine koyarak, onlara saygı göstererek ve en önemlisi sımsıkı sarılarak!

Diğer Yazılar